ANAESTHASIA
   
 
  SAĞLIK HABER
16 yaşından küçük olan çocuklara grip veya ateşli başka bir virüs enfeksiyonu geçirdiklerinde kesinlikle aspirin verilmemelidir. Bu çocuklarda kullanılacak ağrı kesici-ateş düşürücü ilaç parasetamol olmalıdır.
Çocuğun kan grubunu değiştirdi
sidney AA tarih 29.01.2008, 00:23 (UTC)
 Çocuğun kan grubunu değiştirdi
Sıdney (AA)- Avustralya'da karaciğer nakli yapılan bir kız çocuğunun kan grubu ve bağışıklık sistemi değişti. Sidney'de ameliyatın yapıldığı hastanenin uzmanları, ameliyat sırasında 9 yaşında olan kız çocuğunun 0 RH negatif olan kan grubunun, ameliyattan dokuz ay sonra 0 RH pozitife döndüğünün tespit edildiğini, böyle bir
şeyin ilk kez görüldüğünü açıkladı.

Hastayı takip eden doktor Michael Stormon, bugün 15 yaşında olan genç kızın sağlığının mükemmel olduğunu belirtti.Doktorlara göre, hasta çocuk ameliyattan sonra 12 yaşındaki vericisi erkek çocuğunun kan grubu ve bağışıklık sistemine sahip oldu. Stormon, bu vakanın benzersiz olduğunu ve bunu tıp literatürüne geçirdiklerini bildirdi, ancak bu durumu kamuoyuna sunmak için niçin bu kadar beklediklerine açıklık getirmedi.

"New England" tıp dergisinin son sayısında bu konuda makale yayınlandığı da belirtildi.
 

Eşle kavga etmek sağlık için iyi olabilir
chicago AA tarih 29.01.2008, 00:20 (UTC)
 Eşle kavga etmek sağlık için iyi olabilir
Chicago (AA)- Yapılan bir araştırma, eşlerinin birbirleriyle kavga etmelerinin sağlıkları açısından iyi olabileceğini ortaya koydu.

ABD'de 192 çift üzerinde 17 yıldır yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, öfkelerini bastıran çiftlerin ölme oranı, öfkelerini saklamayan ve soruna çözüm bulan çiftlere nazaran 2 kat daha fazla çıkıyor. Araştırmayı yapan Michigan Üniversitesi doktorlarından Ernest Harburg, "Çiftlerin görevlerinden birinin de anlaşmazlık konularında uzlaşma sağlamak olduğunu" belirtiyor.

"Asıl mesele, anlaşmazlık çıktığı zaman bunu nasıl çözeceksiniz" diye soran Harburg, "Çözemediğiniz, öfkenizi bastırdığınız, eşinize içerlediğiniz ve sorunu çözmeye çalışmadığınız takdirde başınız dertte demektir" diyor. Daha önceki araştırmaların, öfkeyi bastırmanın kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi strese bağlı hastalıkları artırdığını ortaya koyduğunu kaydeden araştırmacılar, bu yeni araştırmada, bir evlilikte bastırılmış öfkenin genel ölüm oranını nasıl etkilediğine bakıldığını belirtti. Harburg, araştırma sonuçlarının halen deneme aşamasında olduğu ve bir örnek oluşturmadığı uyarısında bulundu.

Araştırmanın, Aile İletişimi dergisinin (Journal of Family Communication) ocak sayısında yayımlanacağı belirtildi.
 

Kalbinizi yeşil çay içerek koruyun
istanbul iha tarih 29.01.2008, 00:16 (UTC)
 Kalbinizi yeşil çay içerek koruyun
İSTANBUL (İHA) - VKV Amerikan Hastanesi'nden Diyetisyen Tuğçe Aytulu Ersin, kalp sağlığı için doymuş yağ tüketimi ile kolesterol içeren besinleri azaltmak gerektiğini belirterek, "Kalbinizi yeşil çay içerek koruyun" dedi.

Ersin, doymuş yağ ve kolesterol oranı yüksek besin tüketiminin, kan kolesterol düzeyinin yükselmesi için önemli bir neden olduğunu söyledi. Bu gerçek göz önünde bulundurularak tüketilen besinleri doymuş yağ ve kolesterol oranı düşük besinlerle değiştirmenin önemine dikkat çeken Ersin, "Bu durumda, yüksek miktarda katı yağ içeren (şarküteri ürünleri, krema, sakatat vb.) besinler yerine az yağlı et, balık ve süt ürünleri tercih edilmelidir. Günlük yağ tüketimi; zeytinyağı (veya fındık yağı) ile mısır özü yağlarının (veya soya yağı) karışımı ya da zeytinyağı ile birlikte kanola yağının tüketimi şeklinde kullanılabilir. Ayrıca günlük beslenmede posa miktarını artırmak gerekmektedir. Bunun için beyaz ekmek yerine kepekli veya tam buğday ekmek yemek; haftada 2-3 kez kuru baklagil tüketmek; meyve, sebze ve salata tüketimini artırmak yeterli olacaktır. Ayrıca kabuklu yenilebilen meyveler, kabuklu olarak tüketilmelidir" dedi.

Tuğçe Aytulu Ersin, vücut ağırlığının normal sınırlar içinde olmasının da kalp sağlığı açısından önemli bir faktör olduğunu, obezitenin kalp hastalıklarına yakalanmada önemli bir risk oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle beslenme alışkanlıkları gözden geçirilirken, besin tüketim miktarları ile alınan günlük enerjinin de dikkatlice düşünülmesi gerektiğini belirten Ersin, "Beyin, böbrek, dil gibi sakatatlar; kaymak, mayonez, krema, soslar, çikolata gibi yağlı besinler; et, sucuk, pastırma, sosis, tavuk ve hindi derisi gibi tam yağlı gıdalar; kızartma ve kavurmalar; alkollü içkiler; hazır meyve suyu, kola, gazoz gibi asitli içecekler; tereyağı, kuyrukyağı gibi hayvansal yağlar; margarin, tam yağlı süt, yoğurt ve peynirler ile içeriği bilinmeyen hazır gıdalar tüketilmekten kaçınılmalıdır. Bu tip gıdalar tüketilmek isteniyorsa; hangi miktarda ve ne sıklıkta yenebileceği bir beslenme uzmanına danışılmalıdır" diye konuştu.

Ersin, bilinenin aksine cevizin kolesterolü düşürmediğini söyledi. Cevizin içerdiği yağ asitleri nedeniyle değerli bir besin olduğunun altını çizen Ersin, "Ancak yağ içeriğinin yüksek olması nedeniyle bol miktarda ceviz tüketmek, kan kolesterol değerini düşürmez. Günlük ihtiyacın çok üzerinde yağ tüketilmiyorsa, günde 2-3 tam ceviz yenilebilir. Haftada 1 kez haşlanmış veya yağsız omlet tüketilebilir. Dikkat edilmesi gereken, o hafta içinde başka besinlerin içerisinde yumurta olmamasıdır. Tavuk ve balık da kırmızı et gibi hayvansal gıdalardandır. Bu gruba dahil olan tüm gıdalar, belirli miktarda kolesterol içerir. Önemli olan bu besinlerin ne sıklıkta ve ne miktarda tüketildiğidir. Bu besinlerin içerdiği farklı yağ asitlerinden yararlanabilmek için haftada 1 veya 2 kez diğer besinlerle çeşitlendirilerek yağsız olmak üzere kırmızı et yenilebilir" açıklamasında bulundu. Kalp hastalıklarından korunmada anahtar gıdalar şunlar:

"Fındık ve Ceviz: Akdeniz tipi beslenmenin önemli bileşenlerinden olan tekli doymamış yağ asitleri ile çinko, lif ve magnezyumun yanı sıra damarları koruyan E vitamini içerir. Ceviz ayrıca kalbi koruyucu Omega-3 adlı yağ asitlerini de ihtiva eder.
Domates: İçerdiği likopen etkisiyle güçlü bir antioksidan olup, kan damarlarını koruyucu etkiye sahiptir. Domates suyu ve salçası da aynı bileşenleri içerir.
Balık: Haftada 2 kez balık tüketilmesi, kalp hastalıklarından korunmada önemli bir silah olan Omega-3'ün alınması için yeterlidir. Balıkta bulunan Omega-3, kan hücrelerinin birbirine yapışması ile pıhtılaşmayı engeller.
Yeşil Çay: Kalp sağlığı için koruyucu bir içecektir. İçerdiği antioksidan maddeler sayesinde, kolesterolün damarlarda birikmesini ve damarların tıkanmasını önler.
Üzüm: Özellikle çekirdeğiyle birlikte tüketilen siyah üzüm, içerdiği kuvvetli antioksidanlar sayesinde, kalp hastalıklarından korunmada etkilidir. Üzümü çekirdeği ile yiyemeyenler için konsantre edilmiş üzüm ekstreleri de bulunmaktadır.
Soğan ve Sarımsak: Kan sulandırıcı etkisi vardır, kolesterolün damarlara zarar vermesini engelleyen bazı bileşenleri içerir."
 

Erkeklerin korkulu rüyası: Anevrizma
ist IHA tarih 29.01.2008, 00:13 (UTC)
 Erkeklerin korkulu rüyası: Anevrizma
İSTANBUL (İHA) - Uzmanlar ağırlıklı olarak karın bölgesinde, böbrek damarlarının çıkışından sonra görülen ve aort damarının balonlaşması anlamına gelen anevrizmanın, hiçbir bulgu göstermemesi nedeni ile patlayarak ani ölümlere yol açabildiğini dile getirdi.

60 yaşın üzerinde, özellikle sigara kullanan ve hipertansiyonu olan erkeklerin yüzde 6'sından fazlasında 'Anevrizma' görüldüğünü belirten Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Damar Cerrahisi Bölümü'nden Dr. Cihangir Çelik, 'Anevrizma'nın vücudun en büyük damarı olan 'aortun balonlaşması' anlamına geldiğini açıkladı. 'Anevrizma'nın ağırlıklı olarak karın bölgesinde, böbrek damarlarının çıkışından sonra görüldüğünü ifade eden Dr. Cihangir Çelik, hastalığın hiçbir bulgu göstermemesi nedeni ile ani ölümlere yol açabileceğini vurguladı.

Balonlaşan aortun çapının 5 santimi geçmesi halinde, damarda patlama (rüptür) riski oluştuğuna dikkat çeken Dr. Cihangir Çelik, hayatî derecede öneme sahip risk hakkında şunları ifade etti:

"Balonlaşan aortun çap büyüklüğü arttıkça, patlama riski de artar, dolayısı ile hastalar ani ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Yapılan istatistiksel araştırmalara göre; aort damarında patlama gerçekleşen hastaların yüzde 50'den fazlası, hastaneye yetiştirilemeden hayatlarını kaybetmekte; acil olarak, hastaneye yetiştirilebilen hastaların ise ancak yüzde 50'si kurtulabilmektedir."

Fizik muayene ve ultrason yöntemi ile hastalığın tanısının kolaylıkla konulabildiğini dile getiren Dr. Cihangir Çelik, 'Anevrizma'nın tedavisinde, erken tanının çok önemli bir role sahip olduğunun altını çizdi. Dr. Cihangir Çelik, risk faktörleri taşıyan 60 yaşın üzerinde özellikle de sigara içen ve hipertansiyonu olan erkeklerin en az bir kez ultrason yaptırmalarını önererek, "Anevrizma yoksa 5 yıl sonra ultrason tekrarlanmalıdır" dedi.

'Anevrizma' tedavisinde, açık ameliyat ve endovasküler (damar içine girilerek yapılan müdahale) yönteminin uygulandığını açıklayan Dr. Cihangir Çelik, endovasküler yöntem ile tedavi edilen hastaların 48 saat süre ile hastanede kalıp, 1 hafta içerisinde de günlük yaşam aktivitelerine dönebileceklerini belirterek, açık ameliyat ile tedavi olan hastaların ise 5 ila 7 gün boyunca hastanede kalıp, 2 hafta içerisinde günlük yaşam aktivitelerine dönebileceklerini söyledi. Dr. Cihangir Çelik, her iki tedavi
yönteminde komplikasyon risklerinin son derece az olduğuna da dikkat çekerek, anevrizma tanısı konulan hastaların, yakın takip ve tedavi ile normal yaşantılarını sürdürebildiklerini vurguladı.
 

<-Geri

 1 

Devam->

 
ANKET
 
 
sinemada bu hafta
 
 
© Copyrıght /2009 / by aybayrakdar.tr.gg / Tüm hakları saklıdır.
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol